Bağlantılarım:
    Rss Twitter Facebook

    14 Aralık 2010 Salı

    Sahaya rağmen...

    Dün akşam, Bursa Atatürk Stadyumu'nun o övünülesi zemininin halini görünce şaşırmadım değil. Gün içerisinde kar yağışı durmuştu, onun için bir önlem alınmamış belli ki ancak akşam saatlerinde başlayan kar yağışı adeta sahayı 'kar tarlasına' çevirmiş. Bu saha, oyun yapılarına bakıldığında Kasımpaşa'nın işine yaradı ve İstanbul ekibi, az kalsın Bursaspor'a bir çelme takıyordu karlı zeminde. Ya da şöyle söylemek gerek, sahanın yapısına ayak uyduramayan Bursaspor, takılıp düşüyordu az daha.

    Şu an, Süper Lig'in yerden en fazla pas yapan takımları belirlense, sanırım Bursaspor ilk ikidedir. Ve Bursaspor dün sahaya çıktığında, bu oyun tarzının bu güne dek sağladığı verimi kısıtlayacak durumdaki zemin yapısı ile karşılaştı, hem de kendi stadyumunda.

    Nitekim Bursaspor'un bu oyun yapısının kilit adamı konumundaki iki oyuncusu Batalla ve Ergiç'in yaşadığı zorluğu da hepimiz gördük. Bırakın yerden pas yapmayı, '' Ayakta durmak bile zordu '' diyen Batalla'da 67 dakika boyunca ısrar edilmesi, oyunun belirli zaman zarflarında tıkanmasının ana sebeplerinden bir tanesi diye düşünüyorum ben. Batalla, her ne kadar bu takımın maestro ayağı olsa da kırılgan bir oyuncu ve bu tür zeminlerde pek de verimli oyun ortaya koyamayacağı dün itibariyle anlaşılmış oldu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Turgay'ın kaydettiği gol pozisyonunun içerisinde oluşu ve 21. dakikadaki serbest vuruşu kalitesini bir kez daha gösterdi aynı zamanda. Bu yönüyle, ligimizde ve Bursaspor'da bir Alex etkisi yapabilecek potansiyelde olduğuna inanıyorum ben Arjantinli'nin.. Sanırım 2.kez tekrarlamış oldum bu söylemimi, Arjantinli'nin Bursa'ya ayak bastığı günden bu yana.

    Zemin sebebiyle oluşan bu şanssızlığın yanında, yerden oynamanın zorluğu sebebiyle kanatların önem kazanması da, Volkan'ın yokluğunda bir şanssızlık halini aldı Bursaspor için. Ama yine de, Bursaspor kadrosunun İstanbul ekibinden üstün olması gerçekliği sebebiyle umutsuzluğa kapılmadık maç boyunca.

    Artık, Bursaspor'un efsane kaptanlarından birisi olan Ömer Erdoğan'ın yaptığı büyük hata sonucunda yenilen gol de şanssızlıklara bir yenisini ekledi. 14. dakikada yenilen bu gol her ne kadar zeminin ve konsantrasyon eksikliği sebebiyle yenmiş, bireysel hatadan kaynaklanmış olsa da erken gol yeme hastalığımızın devam etmesine sebep oldu. Bu hastalığı yenmek için ne yapılacaksa artık bir an önce yapılmalı çünkü bu şartlarda Bursaspor, yediğinden fazlasını atmak durumunda kalıyor. Bu sebepledir ki Bursaspor, geçen sezonki rahat futbolunu oynayamıyor ve o rahatlığın, sakinliğin getirdiği verimlilikten uzak bir oyun sergiliyor.

    Bu golün ardından, az da olsa kendine gelen ve ataklarını sıklaştıran Bursaspor, bu ataklarından birisinde golü buldu. 22. dakikada, sahanın en kısa adamı olan Batalla'nın kafasıyla kaleye gönderdiği topu tamamlayan Turgay'ın kaydettiği bu gol, skoru erken dengelemesi açısından önemli bir gol. Kendine güvenen Bursaspor, bu golün etkisiyle oyunu ilk devre sonuna kadar rölantiye aldı desek yeridir çünkü. Bu gol, bir nevi maçın kaderine ve gidişatına tamamen etki etti.

    İkinci yarıda da oyunda bir değişiklik olmadığını ve golün gelmesinin zor olduğunu gören Sağlam, zeminde hem verimli olmaması sebebiyle morali bozulan hem de yorulan Batalla'yı ve Sercan'ı oyundan aldı 67. dakikada. İki ofansif oyuncunun kulübeye çekilmesine rağmen, giren iki oyuncunun Bekir Ozan ve Stepanov oluşu herkesi şaşırttı ama beni şaşırtmadı. Çünkü, bu hamleyi yapmasından sanırım 2-3 dakika önce konuşuyorduk yanımdaki arkadaşımla, '' Bu sahanın yağmurlu halinde, İnönü'de de bu durumu yaşadık. O gün, Ömer'in hücuma çekilmesinin katkısıyla kazanmıştık '' diye. Sağlam da bunu hatırlamış olacak ki, mantıklı olan bu hamleyi yapmakta daha fazla gecikmedi.
    Ancak, Ömer'in sahaya dahil olduğu dakikadan sonra gelişen Bursaspor atakları, hedeflenen oyun tarzına uymadı. Ömer'e gereken şey hava topu iken, Ömer'in ceza sahası içerisinde buluştuğu topların havadan gelmiyor olması sonuca gidilememesine sebep oldu. Bunun yanında bir-iki pozisyonda, bu takımda kafa topunun en başarılı ismi olan Ömer'in orta açmak durumunda kalması da sıkıntı yarattı.

    Dakikalar 89' u gösterdiğinde ise bir şans golü geldi. Biraz mizahi yaklaşırsak eğer; '' Ömer'in rüzgarı bile yetti. ''
    Keçeli'nin ortasında kafa topuna yükselen ve vuracak durumda olan Ömer'in topa vuramamasına karşın, Tolga'nın o topun kaleye gidişini beklememesi sayesinde bir gol geldi. Bursaspor için şans, Kasımpaşa için ise şanssızlık. Yılmaz Vural serzenişlerinde hakikaten haklı, sürekli bu tür şeyler yaşıyorlar..

    Bursaspor'un, ligin dibindeki Kasımpaşa karşısında bu denli zorlanmasının, zemin etkeni dışındaki bir diğer etkeni de Yekta'nın verimliliğinin sınırlandırılamaması. Maç öncesinde, Yekta'nın verimliliğini sınırlandırmasını bilen her takımın Kasımpaşa'yı yendiğini söylemiştim ama dün bunu tam anlamıyla başaramadı Bursaspor ve bu sebepten ötürü Kasımpaşa'nın direnci dakikalar geçtikçe arttı. Nitekim, 2. gole kadar geçen süre zarfında Yılmaz Vural'ın öğrencileri gol de bulabilirdi.
    Sonuç olarak;

    Dün akşam Bursaspor, ligin dibindeki Kasımpaşa ile karşılaşmasına karşın çok önemli bir sınavdan geçti. Bu da, '' her şartta kazanabilme '' alışkanlığının kazanabilmesi açısından önemli olan bir sınavdı.
    Bu sınavdan geçilmiş olması demek, lig süresince karşılaşabilinecek olan en zor hava şartlarından dahi 3 puan çıkarılabilmesinin yanında, Ömer Erdoğan'ın forvetlik kariyerindeki ikinci maçından da galibiyet elde edilmesi yani, Bursaspor'un alternatif bir oyun yapısı elde ettiğinin gerçeklik halini almış olması demektir.

    Gökhan Sezer

    0 yorum:

    Yorum Gönder