Bağlantılarım:
    Rss Twitter Facebook

    5 Aralık 2010 Pazar

    Kelimeler kâfi değil, futbol desen gazla kaplı...

    Sahadaki tempolu, hızlı, üretken ve sertliğin yaşandığı bazı dakikalar haricinde tam anlamıyla '' La Liga kalitesinde '' oynanan futbola karşın maç sonrası futboldan pek konuşan yok. Haklısınız, böyle bir ortamda futboldan konuşmak yersiz zaten zira kelimeler de kâfi değil. Yaralananların ve ölü söylentilerinin gerisinde kalan bir futbol varsa, futbol mu ki adı?
    Olsun, ben genel bir değerlendirme yapacağım yine de elimden geldiğince...

    Gaz bulutunun ardındaki futbol

    Maç öncesi yaşananların eseri olan biber gazının stadyuma, oyuna, oyunculara, taraftarlara, gazetecilere olan etkisinden değil, futbolun önüne geçmesinden bahsediyorum. Hem de öyle bir futbol ki, bu futbol ligimizde belki de bu sezon iz bırakacak bi futboldu gerek temposu, gerek pozisyonları, gerekse maç içerisinde yaşananlarıyla. Ama maç sonrasında bu güzel oyunu konuşan insanlara rastlamak çok zor, böyle olmamalıydı.
    Gerginlikler, olaylar yaşanacaksa bile, bu denli olmamalıydı.

    Gaz bulutunun etkisinden, olan olayların sarhoşluğundan, boş muhabbetlerinden ve gereksiz tartışmalarından sıyrılabilirseniz eğer gelin biraz da bu gaz bulutunun ardındaki futboldan konuşalım...

    Aksak rekabet

    Bir iktisat terimidir bu başlık eğer sonuna '' piyasası '' kelimesini eklerseniz ama futbola da uyarlamasını ben yapmış olayım bu defaya mahsus. Çünkü, Bursaspor'un ilk yarıda yaşadığı 2 sorun sebebi aksak rekabet içerisine girdiğini ve mağlubiyetin ana sebebinin bu olduğunu düşünüyorum.

    Öncelikle söylemek gerek; Schuster dersine çok iyi çalışmış. Bursaspor'un son haftalarda ilk 15 dakikada yediği golleri ve bu sebepten yaşadığı sıkıntıların farkına çok iyi varmış. Nitekim bunun kanıtı, Beşiktaş kadrosunun ilk 20 dakikada yaptığı sıradışı baskı ve geliştirdiği ataklardır. Ama bahsi geçen süre zarfında, amaçlarına ulaşamayınca oyunu kendi iradeleriyle yavaşlattılar.

    Schuster gibi, Sağlam da dersine iyi çalışmış bana göre. En azından ben, önceki haftalarda sahaya sürdüğü ilk onbirleri eleştiren birisi olarak, bugün sahaya çıkan ilk onbiri eleştiremiyorum çünkü çıkması gereken ve böyle bir maçta çıkabilecek en iyi kadro ve kadro yapısını oluşturmuştu Sağlam.
    Bu kadro yapısı, 31.dakikada sekteye uğradı, bir taviz verdi. Gladyatör İbrahim, sakatlığı sebebiyle sahayı terk etmek durumunda kaldı.

    Maç öncesi yazdığım yazıda, Beşiktaş'ın önceki dönemlerde de Bursaspor'a karşı silah görevi üstlenen oyuncusu Holosko'nun bu maçta İbrahim tarafından durdurulabileceğini söylemiştim. Oyundan çıktığı süre zarfına kadar da böyle oldu, İbrahim beni haksız çıkarmadı ama oyundan çıkışının ardından Holosko daha çok top almayı ve etkili olmayı başarabildi. Serdar Aziz takviyesi, maçın genelinde olumlu sonuçlar doğurduysa da, Holosko'nun etkinliğini İbrahim derecesinde silemedi. İlk aksaklık böyle oldu...

    Bahsettiğim o ilk yirmi dakikalık zaman zarfının ardından ortada geçmeye başlayan ve orta sahada tıkanan futbolun ilk yarıda bir sonuç, gol getirmeyeceği belliydi. Nitekim öyle de oldu ancak uzatma dakikalarında Fırat Aydınus'un cebinden çıkan kartlar, maçın kaderini belirledi. İkinci aksaklık da bu şekilde oluştu.
    Volkan'ın alkışı ve ardından gördüğü sarı kart, kurallar gereğince tartışılmaz bir sarı karttır ve o kurallara göre görev yapan Aydınus'un tavrı doğrudur ancak pozisyon gereği gördüğü kart tartışılabilir. Dolayısıyla da maça etki eden etkenler arasına, aynı şartlar ve pozisyonlarda Beşiktaşlı oyunculara kol-kanat geren hakem dörtlüsü de eklenebilir.


    Sayıda eksik, oyunda fazla...

    İkinci yarıya bu kart sebebiyle 10 kişi çıkan Bursaspor, ne gariptir ki ilk yarıdan daha fazla etkindi sahada. Sahada eksik olsa da, oyundaki etkinlik bakımından ilk yarıdan fazlaydı Bursaspor. Elde ettiği pozisyonları, bir kişi eksik olmasına karşın ikinci devrede elde etti ve golü de bulabilirdi. Direkler aşılamadı. ( Cenk'in duran toplarda ve yan toplardaki hatasına dikkat çekmiştim, böyle bir pozisyonda kalesinde golü görüyordu yine Beşiktaş )

    Beşiktaş'ın golü konusunda ise söylenecek fazla birşey ve bahsedilecek bir hata yok İvankov'un bacak arasından kaçırdığı top dışında. O golde bahsedebileceğimiz tek şey, Bursaspor'un da transfer listesinde yer alan Holosko'nun goldeki son vuruş becerisi. İyi bir vuruşla, klas bir gol kaydetti.

    Maçta, Bursaspor kadrosu içerisinde beğenmediğim ve performansının düşük olduğunu gözlemlediğim iki oyuncu vardı, bu oyuncular da Ömer Erdoğan ve hem zamanki gibi Vederson. Duran toplar haricinde isabetli orta açamama ve hücumdan geri dönmede takımına sıkıntı yaşatma ustası olan Vederson, aynı duruşunu bu maçta da sergiledi. Ömer Erdoğan ise 2 önemli pozisyonda, önemli zamanlama ve kademe hataları yaptı. Nitekim, maçın hemen başında İbrahim Toraman'ı kaçırdı ve o pozisyonda bir gol gelmesi halinde maç tamamen başka bir seyre sahne olabilir, ipler o dakikada kopabilirdi.

    Beşiktaş'ta ise, Hilbert ve taraftarın çirkin tavırlarını beğenmediğim kadar İbrahim Toraman ile Guti'yi beğendim. Guti, hangi takıma gitse uyum sorunu yaşamayacak olan çünkü takımla alakası sadece attığı paslar ölçüsünde olan bir futbolcu. Kısacası, verimliliği tamamen kendi yeteneğine bağlı ve yeteneği, kariyeri de tartışılmaz. Oyunu Beşiktaş adına çok iyi yönlendirdiği dakikalar, ataklar oldu.
    İbrahim Üzülmez ise, Benjamin Button'un Türk ve futbolcu versiyonu. Yaşı ilerledikçe, yeteneği ve performansı bir gençmişçesine gelişiyor. Sadece futbolu değil, kendisi de gençleşiyor. Sahaya giren taraftarı kovalaması ve sokak kavgası gibi hırpalamaya çalışması da kişilik olarak gençleşmesine bir dur denmesi gerektiğinin işareti çünkü gençlik değil, çocukla çocuk olmaktır onun adı.

    Sonuç olarak;

    3. İnönü Muharebesi'nin gölgesinde kalan ancak futbol bakımından da çoğu karşılaşmayı gölgede bırakacak bir mücadeleye tanıklık ettik.
    Olaylar yaşanmasaydı eğer kazanan Beşiktaş diyebilirdim gönlümce ancak bu günün kazananı yok benim gözümde. Bu günün kaybedeni var, o da insanlık!

    Gökhan Sezer

    0 yorum:

    Yorum Gönder