Bağlantılarım:
    Rss Twitter Facebook

    22 Aralık 2010 Çarşamba

    İlk devrenin söyledikleri

    Ligin ilk yarısı, bu hafta itibariyle tamamlanmış oldu. Hazırlık maçı, kamp, transfer gündemi gibi gündemler daha ana gündemi eline geçirememişken ilk yarı değerlendirmesini yapıp, okuyana sunmak gerek. Bursaspor'dan başlayarak, diğer takımların da ufak ufak değerlendirmelerini yapalım bakalım...

    BURSASPOR

    Geçen sezonun şampiyonu ünvanını taşıyan ve bu sezona da şampiyonluğun en önemli adayları arasında başlayan Bursaspor, ilk yarıyı ligin 2. sırasında tamamlayarak bu beklentileri boşa çıkartmadı.

    Geçen sezonu şampiyon olarak tamamlayan kadro içerisinde yer alan ve iskelet yapı içerisine sayılabilecek oyuuncularını kadrosunda tutmayı başaran Bursaspor, bu sezon da bu birlikteliğin ve istikrarın meyvelerini yiyor bir anlamda. Biraz açarsak eğer, Bursaspor'un geçen sezonun özellikle son bölümünde sergilediği keyifli oyunundan -birkaç maç haricinde- bu sezon biraz uzakta olduğunu söylemek mümkün diyebiliriz. Buna rağmen galibiyetlerin gelmesi ve başarının sürmesi, takımın bir istikrar yakalamasının ve 'yenilmemeyi' öğrenmesinin sonucudur.

    Şampiyonlar Ligi'ndeki başarısızlığın lige yansıması olarak ise Bursaspor'un ikinci sırada yer almasını değil, 5 puan farkla ikinci sırada yer almasını gösterebiliriz. Yoğun ve ağır maç temposunun getirisi olan yorgunluk ve sonuçların getirisi olan moral bozuklukluğunun etkisi ne yazık ki ligin bir döneminde hem sahaya hem de tribünlere yansıdı.

    Sezon başlamadan geçirilen transfer döneminde yapılan transferler ve takıma yapılan takviyelerin yerindelik denetimini ilk yarı itibariyle yapacaksak eğer; ligde yer alan takımlar arasında, yaptığı transferlerden en düşük verimi alan 5 kulüpten birisi olarak sayabilmek mümkün Bursaspor'u. İnsua'nın, performansı gün geçtikçe artsa da henüz istenilen seviyeye ulaşamaması, Nunez'in kilo problemiyle beraber henüz takıma uyum sürecini atlatamamış olması, Steinert'in ise hakkında yorum yapılabilecek kadar dahi ortalarda olmaması ve oynatılmaması, transferlerdeki yanlışlıkların birer göstergesi. Bunların yanında, Stepanov takviyesinin doğruluğu ise son haftalarda iyiden iyiye anlaşılmaya başlandı. Şaban Petek'in değimiyle '' Bursaspor'un Stepanov kumarı tuttu. ''
    Svensson'un ilk yarı performansı hakkında ise ayrı bir parantez açmak gerek. Takıma katkısının ne düzeyde olduğu ve Hüseyin'den üstün olup-olmadığı tartışılan Svensson, geldiği kulüp olan Göteborg'un Sercan'ı, Volkan'ıydı diyebiliriz ve bu transfer hamlesi, hem bu sezonun hem de son sezonların en iyi transfer hamlelerinden birisi çünkü ilerleyen senelerde göreceksiniz; Bursaspor, tarihinin en büyük oyuncu ihraç bedelini Sercan, Volkan'dan değil Svensson'dan elde edecek.

    Batalla için ise söyleyebilecek çok şey var ancak ilk yarı performansını tek kelimeyle anlatacak olsam ''muazzam'' derim. Arjantinli, geçen sezon ara sıra oturduğu maestro koltuğundan bu sezon kalkmaya niyetli değil. Sercan ise, özellikle son Gençlerbirliği karşılaşmasıyla beraber o özgüven sorununu aşmış gibi gözüküyor ki Karşıyaka karşılaşmasında da bunu görmek mümkündü. Bu, en az bir dünya starını ( takıma uyumlu bir dünya starını ) transfer etmek kadar önemli bir katkıdır Bursaspor'a.

    Ali Tandoğan'ın sakatlığının geçmesi ile beraber sağ kanattaki eksikliğin unutulmasından korktuğumu vurgulamak sanırım görevimdir bir Bursasporlu olarak. Alternatif ve hatta mümkünse Ali Tandoğan'ın yerini doldurabilecek bir sağ kanat oyuncusu transfer edilmeli. Bu isim, söylendiği gibi Orhan Şam mıdır bilinmez ama, bu transfer es geçilmemeli.

    Son olarak ise, ilk yarının Türkiye spor kamuoyuna verdiği bir cevabı iletmek gerek. İlk yarıdaki Bursaspor başarısı ve istikrarı, geçen sezonki şampiyonluğun bir tesadüf olmadığını ve 'şans' denerek geiştirilen Bursaspor başarısının 'cipsten çıkan bedava gibi' gelmediğini göstermiştir.

    TRABZONSPOR

    Ligin ilk yarısını lider tamamlayan Karadeniz temsilcisi, hem oynadığı oyunla hem de bölge insanının yapısına aykırı bir biçimde süregelen istikrarıyla takdire değer.

    Kadrosunda yer alan oyuncuların büyük bölümünün genç ve başarıya aç olması, son haftalarda özellikle belirli dakikalara kadar rakip takımın kilidini açmakta zorlanan ancak açtığında da durulmayan bir Trabzonspor'un oluşmasının ana etkenidir ve bu tür etkenler, ilerleyen haftalarda Trabzonspor'a sıkıntı yaşatabilir. Bursaspor'un tecrübeli kadrosu arasına serpiştirilen genç oyuncularının, geçen sezonun özellikle son bölümlerinde yaşadığı heyecan ve 'bir an önce skora gitme' telaşına bizzat tanık olanlar, Trabzonspor'un geneli gençlerden oluşan kadrosunun yaşayabileceği bu sıkıntıyı vurgulamalı.

    Bunların yanında, ilk yarıyı lider tamamlamalarından daha önemli bir şey var ki; o da 5 puan fark atarak lider tamamlamaları. Bu bağlamda, '' şampiyonluğun en büyük favorisi size göre kim? '' soruları anlamsız kalıyor çünü tablo ortada ve şampiyonluğun en büyük favorisi Trabzonspor'dur an itibariyle. Bahsettiğim sorunları aşabilirlerse eğer, şampiyonluk hasretlerini sonlandırabilirler.

    FENERBAHÇE

    Aykut Kocaman'ın başında olduğu Fenerbahçe, sezon başında yaptığı transferlerin beraberinde getirdiği beklentinin altında seyrediyor son sezonlarda devamlı olduğu gibi.
    Bu sezon başında, son sezonlarda rüzgarına kapıldığı 'flaş transfer' furyasından arınmış bir görüntü çizseler de, yaptıkları transferler arasından özellikle Stoch beklenen verimi bu güne dek verebilmiş değil.

    Ara transfer döneminde yapacakları verimli takviyeler takıma istenilen katkıyı sunarsa eğer, potada yer alan güçlü adaylardan birisidir Fenerbahçe ancak, kolay denilen maçlarda kaybettikleri puanlar başlarına bela olabilir. Ciddiye almama veya adına ne denirse densin yaşanan bu sorunu aşamazlarsa, bulundukları yerde durmaları dahi zor bana göre. Paragrafta yazdığım iki şeyin, büyük oranda tezat olduğunu düşünenleriniz varsa, ben de öyle düşünüyorum. Bunun adı da 'yap hep, ya hiç' tir.

    KAYSERİSPOR

    Zirve takibini sürdüren bir diğer Anadolu takımı olan Kayserispor, özellikle son haftalarda önemli oyuncularının yaşadığı sakatlıklar sebebiyle o güçlü halinden uzaklaştı.

    Kayserispor'un yerleşmiş yapısı olarak görülen ve az gol yiyip-az gol atmayı beraberinde getiren yapının işleyişi tartışılır halde iken, bir de sarı-kırmızılı takımın hücum hattının sakatlıklar sebebiyle çökmüş olması bu düşüşün ana sebebi. Şota, her ne kadar yerleşik Kayserispor oyun yapısını delerek, sempatik ve pozitif bir oyun sergiletmeye çalışsa da, sakatlıkların etkisiyle bunu denemeye biraz ara vermesi gerektiğinin farkına varamadı. Eldeki malzemeye uygun futbol oynatılması, her takım için ve her zaman en doğru olandır bana kalırsa.

    BEŞİKTAŞ

    Sezon başında yaptığı flaş transferlerle adından söz ettiren Beşiktaş, ligin ilk yarısını liderin 14, bir üstündeki Kaysersipor'un ise 4 puan gerisinde tamamladı ve beklentileri yakalayamadı.

    Kadrodaki dengesizlik ve transfer edilen futbolcuların seçimindeki yanlışlıklar - özellikle Aurelio ve Fatih Tekke- başlarını ağrıtmaya devam edecek gibi çünkü aynı transfer politikasını sürdürüyorlar. Bana göre, futbolcuların aldıkları paralar arasındaki dengesizlik sorunu bir yana, İbrahim Üzülmez ile Guti'nin aynı takımda oynuyor olması garip ve irdelenesi bir hadisedir.

    Forvet hatlarına yapacakları bir transfer, eğer bahsi geçen isimler gibi günü kurtaracak bir ismin transferi olmazsa eğer, sadece bir hücumcu takviyesi bile Beşiktaş'ın doğrulmasını sağlayabilir.

    K.D.Ç KARABÜKSPOR

    2 sezon içerisinde büyük bir sıçrama yaparak, süper lig kapılarına dayanan ve o kapıdan içeri girmesini de başaran Karabük temsilcisi, süper ligde de sınırları zorluyor. Bu tip bir kadro ile elde edilebilecek başarıların tavan halidir elde ettikleri bu başarı.

    Emenike faktörü ile Cernat faktörü bir arada olduğunda neler yapabileceği tescillenmiş olan Karabükspor, Cernat'ın yaşadığı sakatlığın ardından bir düşüş yaşasa da, ligdeki yerini korumakta kararlı ve Cernat'ın yerini alternatif bir oyuncu ile doldurmayı başarabilirlerse, daha da iyi bir futbol sergileyerek sempati kazanmaya devam ederler.

    Karabük temsilcisini, tüm takımlardan farklı olarak tebrik etmeli...

    GAZİANTEPSPOR

    Antepli kadro, bana kalırsa bulunduğu yerin daha üstünde yer alması gereken bir kadro ancak ne yazık ki bu başarıyı henüz elde edemediler. Özellikle yabancı oyuncu kalitelerindeki üstünlük, çoğu lig ekibimize 'oyuncu izleme ve yabancı oyuncu transferi' konulu ders verecek bir scout ekibine sahip olduklarını gösteriyor.

    Devre arasında eğer iyi bir kamp dönemi geçirebilir ve defans hatlarına bir takviye yapabilirlerse yolları açık. İleriye dönük bir takım kurmaya çalışan Gaziantepspor yönetimi ve sabırlı taraftarını kutlamalı.

    İSTANBUL BŞB

    Ligin 5 İstanbul temsilcisininden birisi olan ekip, oynadığı futbol, oyunlarındaki sadelik ve Abdullah Avcı faktörüyle beraber sempati kazanmanın yanında başarı kazanmaya da devam ediyor.

    Her ne kadar geçen sezonki performanslarına erişememiş olsalar da, bu ligde başarı elde edebilecek bir kadro yapısına ve futbol mentalitesine sahip oldukları sanırım herkesin ortak fikridir. Ancak, her fırsatta söylediğim bir görüşümü şimdi de söyleme gereği hissediyorum; taraftarsız takımlar bu ligde yer almamalı.
    Haketmedikleri için değil, mevcut durum futbolun doğasına aykırı olduğu için bunu söylüyorum.

    GALATASARAY

    Galatasaray konusunda söylenecek şey çokmuş gibi duruyor ancak aslında söylenecek şey sayısı sınırlı çünkü karmaşık bir yönetim yapısı ve gün geçtikçe bu yapıya ayak uydurmaya başlayan bir teknik yönetim yapısı var.

    Son senelerde yaşanan teknik direktör sirkülasyonu, beraberinde getirdiği oyuncu sirkülasyonu ile beraber bir istikrarsızlığı körükledi. Devamlı olarak, köklü ve yerleşmiş kalıba göre 'büyük' bir kulüp olması sebebiyle '' düzelir düzelir, altından kalkarlar, kalkılır '' söylemleriyle üstü örtülen bu başarısızlıklar ve istikrarsızlıklar sonucunda gelinen nokta ise ortada.

    Galatasaray yönetimi, sürekli olarak başarısızlıkları teknik heyetlere fatura ederken aynaya bakmayı bir türlü akıl edemedi. Ve gariptir ki Galatasaray taraftarı da, yönetimin aynaya bakması gerektiğini onlara söylemekte bir hayli gecikti, yaklaşık 2 sene kadar.

    Bu kara tablo içerisinden nasıl sıyrılabilir diye düşünecek olursam eğer; istikrarın öncelikli olarak sağlanması gerektiğini söylemek Galatasaray'a en uygun tavsiye olacaktır ancak bu istikrar kimle sağlanacak o konu tartışmaya açık. Hagi ismi bu istikrarın odağında olacaksa eğer, ilk önce 1,5 yıllık bir sözleşme imzalatılarak '' bizi bu halden çıkar da, sonrasına bakarız '' diyerek arma aşkı sömürülen teknik adamının sözleşmesi uzatılmalı ve güvenli, huzurlu, istekli bir çalışma ortamı hazırlanmalı.

    M.P. ANTALYASPOR

    Akdeniz temsilcisi, sezon başındaki beklentilerin altında seyreden takımlardan. Galibiyet ile mağlubiyet sayıları dengede olmasına karşın averajlarının eksi ( - ) durumda oluşu, defansif bir zaafiyetleri olduğunun göstergesidir.

    Yalçın'ın takımdan ayrılışının ardından, onun yeri henüz doldurulamadı ve bunun eksikliğini çekiyorlar. Yalçın her ne kadar üst düzey bir oyuncu olmasa da, Antalyaspor'un oyun yapısında önemli bir yer sahibiydi ve gidişi beraberinde defansif bir eksikliği de getirdi. Bu eksiklik gerekli bir biçimde giderilebilir ve defansif özellikleri de olan bir orta saha oyuncusu takviyesi yapabilirlerse daha üst sıralara çıkmaları muhtemel.

    ESKİŞEHİRSPOR

    Sezona kötü başlayan ve halen kötü değil ama istikrarsız denebilecek grafiğini sürdüren Eskişehirspor, bana göre devre arasında yapacağı transferler ile birlikte sadece bugününü değil, geleceğini de şekillendirecek çünkü düşme hattına girmeleri uzak bir ihtimal değil.

    Ligin ikinci devresinde, önemli rakiplerle deplasmanda karşılaşacağını da hesaba katarsak eğer, bu durumdaki bir kulüpten 'gününü kurtarmaya' dönük bir çalışmadan farklı bir çalışma beklemek yersiz. Geleceklerini şekillendirecekler demem ise, geleceğe dönük transferler yapmaları anlamında değil, ligde tutunamamaları halinde kendilerini bekleyen geleceğe işaret anlamında.

    Eskişehir zor bir şehir ve Eskişehir taraftarı zor bir taraftar. Büyük beklentilerle başladıkları sezonda yaşayacakları bir küme düşme tehlikesi dahi camiadaki çatırmadamaları beraberinde getirebilir ve toparlanması uzun yıllar alabilir. Eskişehir camiası sabırlı ama bir o kadar da temkinli olmalı bu bağlamda.

    MANİSASPOR

    Manisa temsilcisi de bulunduğu yeri hak etmeyen ve daha üst sıralarda yer alması gereken bir kulüp. Sadece isim ve camia açısından değil, bünyesinde barındırdığı oyuncular ve teknk heyet açısından da bunu söylemek gerekir.

    Makukula'dan istedikleri verimi alamadılar ve buna sebep olarak transferin geç gerçekleşmesinin getirdiği uyum sorunları gösterilebilir. Eğer devre arası kampındaki fırsat iyi değerlendirilebilirse, Manisaspor'un son haftalardaki çıkışını sürdürmesi muhtemel.

    ANKARAGÜCÜ

    Ankaragücü, yani 100 yıllık bir çınarın başarısından bahsetmemiz gerekirken, ne yazık ki başarı-başarısızlık bir yana sportif bir konu konuşmak bile zor mevcut ortamda.

    Gökçek'lerin Ankaraspor hezimetinin ardından yeni hedef haline gelen Ankaragücü, siyasetin ve kişisel çıkar gözeten ellerin, kafa yapılarının başa geçmesine engel olunamadığı için bu sıkıntıları elbet yaşayacaktı ancak bu sezonda, yani belki de Ankaragücü tarihinin en iyi kadro yapısının yakalandığı bir sezonda bunların yaşanması büyük talihisizlik.

    Parasal yönden sıkıntılar aşılabilir ve kadro elde tutulabilirse eğer, Ankaragücü'nün en azından düşme potasına girmeyeceğini söyleyebilirim ancak aksi halde Ankaragücü bana göre Konyaspor'dan daha ciddi bir düşme adayı halini alır.

    GENÇLERBİRLİĞİ

    Bir diğer Ankara temsilcisi olaak Gençlerbirliği de düşme potasının hemen üzerine ve o sıcaklığı yakından hissediyor.

    Gençlerbirliği, alıştığımız Gençlerbirliği'nden uzak bu sezon ve ne yapacağı-ne tür bir sonuç alacağı belli olmuyor, haftadan haftaya büyük değişiklikler gösteriyor takım performansları. Performans bakımından yaşadıkları bu sorunu aşmasını bilirlerse eğer, küme düşme hattından hızla sıyrılacaklardır.

    Hurşut'un ve Billy'nin takıma uyumunun devre arasında artması ve özellikle genç oyunculardaki bireysel çaba ve zaman zaman yaşanan bencilliğe kaçan hareketlerinin dizginlenmesi sağlanabilirse Gençlerbirliği deplasmanları yeniden zor deplasmanlar halini alabilir.

    SİVASSPOR

    Sivas temsilcisi, oynadığı ve futbol zevkinden uzak olduğunu düşündüğüm futbol sebebiyle en az takip ettiğim ve hakkında yapacağım yorumun en kısıtlı olduğu takımdır.

    İki sezon öncesine kadar şampiyonluğu kovalayan kırmızo-beyazlılara, o derecelerinden sonra bu durum yakışmıyor. Bu düşüşün ana sebebi, tıpkı Alex'e endeksli Fenerbahçe ve Arda'ya endeksli Galatasaay'ın, bu oyuncuların yokluğunda yaşadığı sıkıntıları, Mehmet Yıldız'ın yokluğunda yaşıyor olmaları. Mehmet Yıldız oynuyor olsa dahi, eski formunda olmadığı için de, oyun sistemlerini değiştirmeleri en uygun çıkar yol.

    KONYASPOR

    Konyaspor, ligde yer aldığı her dönemde inişli-çıkışlı bir grafik sergileyen ve durumuna şaşılmaması gereken bir kulüp. Konya gibi büyük bir şehir bunu hak ediyor mu, orası ayrı mesele ancak durumuna şaşırmadığım 2-3 takımdan birisidir Konyaspor.

    Çok fazla transfer yapmanın yarardan fazla zarar getirdiği yılların beraberinde getirdiği bir gerçek olarak futbolun duvarında asılı dururken '' dikkat! '' uyarı levhasıyla beraber, Konyaspor bu hataya düşen takımlardan birisi oldu yine, yeni, yeniden. İşin içinden çıkma yolu olarak da göreceğiz, transfer sezonunda yine bir dolu transfer yapacaklardır. Yanlışı yanlışla örtme çabasına buyrun.

    BUCASPOR

    Yine durumuna şaşırmadığım kulüplerden birisi İzmir temsilcisi. Karabükspor'un yaptığını yapmayıp, Konyaspor ile beraber çok oyuncu transfer ederek, uyum ve istikrar sorununu bir türlü aşamadılar. Ligin dibindeki 3 takım arasında da bu sebepten ötürü yer alıyorlar.

    Manucho hakkında, sezon başından bu yana '' ha patladı, ha patlayacak '' derken ilk devre sona erdi ve kupadaki Fenerbahçe mücadelesindeki Manucho'yu hep beraber gördük. Bucaspor'un yaşadığı en önemli sorun olan gol sorunu, Fenerbahçe karşısında oynadığı gibi oynayan bir Manucho ile yaşanmazdı ne yazık ki.
    Manucho istikrarlı bir grafik çizebilirse, bu ligin kalitesinin üstünde bir oyuncu olduğunu hepimiz göreceğiz.

    KASIMPAŞA

    Yılmaz Vural'ın öğrencileri, kesinlikle bulundukları yeri haketmeyen bir futbol ortaya koyuyorlar.
    Bunun en açık göstergelerinden birisi, gittikleri çoğu şehirde maç öncesi ve maç sonrasında alkışlanmalarıdır. Oynadıkları futbol öylesine bir sempati getiriyor ki, tahminime göre sonuca gidemeseler bile taraftarlarının mutsuzluğunu belirli bir noktada sınırlıyorlardır.

    Bizimle oynadıkları karşılaşma öncesinde de yazmıştım; Yekta'yı durdurabilen ve Yekta'nın verimliliğini sınırlandırabilen tüm takımlar Kasımpaşa'yı yendi. Bu yönden, transfer dedikodularında adı en çok geçen isimlerden olan Yekta'nın Kasımpaşa'dan ayrılışı, Kasımpaşaspor'un düşmeyi garantilemesi ile aynı anlamdadır benim gözümde.

    Gökhan Sezer

    0 yorum:

    Yorum Gönder