Bağlantılarım:
    Rss Twitter Facebook

    18 Aralık 2010 Cumartesi

    'Beş'kent

    Ligin ilk yarısını, zorlu geçmesini beklediğimiz Gençlerbirliği deplasmanında alınan 5 gollü galibiyet ile tamamladık. Diğer bir başkent ekibi olan Ankaragücü deplasmanından da aynı skorla ayrılınmış olduğu gerçeği garip bir tesadüf oldu. Ancak bana göre asıl önemli olan, ligde şu ana dek evinde 7 gol yiyen kırmızı-siyahlıların filelerine 5 gol gönderilmiş olması.

    Geçen hafta, seyircisiz ( futbolsuz ) oynanan karşılaşmada, Kasımpaşa karşısında ölüp ölüp-dirilen ve ne yazık ki normal bir gol ile değil, tesadüfi bir golle 3 puanı cebine koyan Bursaspor, bugün aldığı skorla herşeyden önce bir düşüş içerisinde olmadığını göstermiş oldu.

    Bunun yanında, lider Trabzonspor ile aradaki puan farkının açılmamış olması ise maçın skorunun getirdiği en önemli sonuç. Geçen sezon, takip edilmenin ve ensede nefes hissetmenin zorluklarını zaman zaman yaşamıştık ve bu sezon, o zorlukları yaşatacak takım olarak kalmamız ve aradaki farkın açılmasına geçit vermememiz önemliydi.

    Gelelim maçın ana hatlarıyla değerlendirmesine...

    Maçın daha ilk dakikalarında, iki takımın karşılıklı geliştirdiği ataklar, maçın ne tempoda geçeceğinin sinyallerini verdi ve goller de fazla gecikmedi. 4. ve 11.dakikada iki takımın değerlendiremediği birer gol pozisyonunun ardından, dakikalar 17'yi gösterdiğinde ilk gol sesi geldi. Hem de ne gol...
    O gol ki, Sercan'ın yeteneksiz olduğunu ve abartıldığını iddia eden ile stadyumda zaman zaman kendisini yuhalayan, ıslıklayan kesime net bir cevap oldu. Gerek gol vuruşu öncesinde attığı çalımlar ve birebirdeki başarısı, gerekse son vuruştaki becerisi, gerçek Sercan'ı bir kez daha görmemizi sağladı.

    Bu golün hemen 8 dakika ardından ise ev sahibinin eşitlik golü geldi. Son haftaların ve bu karşılaşmanın genelinde de takımın başarılı isimlerinden olan Serdar Aziz'in yaptığı kademe hatası sonucunda İvankov ile karşı karşıya kalan Soner, Sercan'ın gol vuruşu kadar başarılı bir vuruş ile topu ağlara gönderdi.

    Son haftalardaki erken gol yeme hastalığımızı bu maçta yaşamadığımızdan olsa gerek, 25.dakikada yediğimiz bu golün ardından toparlanma süreci fazla sürmedi ve hemen 3 dakika sonrasında Ozan İpek'in golü geldi.
    Henüz, attıkları golün sevincini yaşayan kırmızı-siyahlıların yediği bu gol, morallerini bir hayli bozdu haliyle ancak Murat'ın değerlendiremediği pozisyon gol ile sonuçlansaydı skor bu şekilde olmayabilirdi.

    İlk yarının uzatma dakikalarında da üçüncü gol geldi. Maestro ( Batalla ) ile beraber atağı yoğuran, kıvama getiren S9, golü de kaydeden isim oldu.

    İlk yarı böyle sonuçlandı ve maç, skor sebebiyle daha ilk yarıda kopmuş oldu. Çoğunlukla gençlerden oluşan ve oldukça hızlı-baş döndürücü ve bir o kadar da başarılı ataklar geliştirebilen başkent ekibinin ikinci yarı için sahaya çıkışına göz attığımda anlamak zor değildi bunu. İki gol atmak ve skoru dengelemek zor değil iken, kırmızı-siyahlı oyuncuların hiçbirisinde o umudu göremedim, göremedik. Bunun etkenlerinden birisi, Bursaspor'un ikinci yarılarda bu güne dek sadece bir gol yemiş olması olabilir mi, bilinmez.

    Gençlerbirliği için ilk yarı itibariyle söylenecek şeyler sınırlı. Sadece sağ kanattaki oyuncularının verimliliği ve performansıyla, bu ligdeki birçok ekibi duman edebilecek bir hal almışlarsa bile defans hatları buna ortam hazırlayacak bir yapıda değil. Adam paylaşımı ve araya atılan toplardaki zaafları oldukça ciddi ve bu zaaflar, bu yapıdaki oyuncular ile giderilmesi çok zor olan zaaflar. Ligdeki diğer takımlara karşı bu açıkları vermiyorlar ancak formdaki bir Trabzonspor, Fenerbahçe, Beşiktaş, Karabükspor forvet hatlarına karşı da bunları yaşayabilirler. Bu sebepten ötürü, ya defansif oyuncu kadrosunda, ya da defans anlayışlarında yapılacak değişiklikler önem kazanıyor.

    İkinci yarı başladığında ise, tıpkı ilk yarıda olduğu gibi -önceki haftaların da tam tersi bir şekilde- erken bir gol bularak maçın iyiden iyiye kopmasını sağladı Bursaspor. Karşılaşmanın verimsiz isimlerinden olan Turgay'ın kaydettiği gol, farkı üçe çıkararak farkın açılmasını sağladı.

    Bu dakikadan sonra ise, sanırım Barcelona'nın yaptığı pas sayılarına yakın bir pas oranı yakalayarak maça devam etti yeşil-beyazlı kadro. Oyunun hakimiyeti tamamen Bursaspor'a geçti ve nitekim maçın bitimine bir dakika kala da beşinci gol geldi. Oyuna dahil olur olmaz golle buluşan Nunez, umarım bu golün devamını da getirmesini bilir. Zira bu gol, Nunez'deki başlıca sorunun 'nerede duracağını bilme' konusundan ibaret olduğunu göstermiştir.

    Sonuç olarak;

    Tüm tepkilere rağmen Sercan'da ısrar eden Sağlam'ın haklılığI ile öngörü başarısını ve hücum hattı formda olduğu vakit bir İngiliz takımı kimliğine bürünerek, gollerini ardı ardına sıralayabilen Bursaspor'u görmüş olduk. Ümidimiz, bunların devamlı hale bürünmesi, bu maçla ve Ankara ile sınırlı kalmaması.
    Sadece başkent değil, dört bir yan 'beş'kent olmalı. Bunu yapabilecek potansiyel bu takımda fazlasıyla mevcut.

    Gökhan Sezer

    0 yorum:

    Yorum Gönder